Hepimiz, beklemediğimiz kişilerden beklemediğimiz tepkiler aldığımız anlar yaşamışızdır. Hayal kırıklığı, incinme, güvendiğimiz insanların bizi şaşırttığı anlar… Evet, hayat, beklenmedik hayal kırıklıklarıyla dolu. Bu durumlarla karşılaştığımızda, genellikle “O senin değerini bilmiyor,” ya da “Kaybeden o,” gibi cümleler duyarız. Peki, bu sözler gerçekten bizi rahatlatıyor mu, yoksa içimizdeki öfkeyi daha da mı körüklüyor?
Duygularımızı bastırmak yerine onları yaşamak, onlara izin vermek, aslında onların gücünü azaltır.
Öfke, genellikle bastırılmış duyguların bir sonucudur. Duygularımızı bastırdığımızda, onlar bir şekilde yüzeye çıkar; ya fiziksel rahatsızlıklarla ya da kontrol edilemeyen duygusal patlamalarla. Geçtiğimiz hafta, bir arkadaşımla yaşadığım bir hayal kırıklığı beni derinden üzdü. Bu olay, benim için beklenmedik ve acı vericiydi. Ancak bu süreçte önemli bir şey fark ettim: Duygularıma izin verdiğimde, onlarla yüzleştiğimde, acı azalıyor.
Çoğumuz, acıdan kaçınmayı tercih ederiz. Üzüntü, hayal kırıklığı veya öfke – bu duyguları hissetmek istemeyiz, bu yüzden onları bastırırız. Ancak bastırdığımız duygular, hayatımızın başka alanlarında aşırılıklar olarak kendini gösterir. Aşırı çalışma, aşırı alkol veya sigara kullanımı, aşırı yeme… Bunların hepsi, aslında bastırılmış duyguların birer göstergesi olabilir.
Duygularımıza izin vermek, onları anlamak, kabul etmek önemlidir. Bir durum karşısında kaygılandığımızda, bu kaygının altında yatan düşünceleri ve duyguları anlamaya çalışmalıyız. Kendi deneyimimde, duygularımı bastırmak yerine onları hissettiğimde, yani gerçekten üzüldüğümde, acı hissettiğimde, bu duygular zamanla azaldı. Ve belki de en önemlisi, karşımdaki insanı anlamaya başladım.
Affetmek zordur, evet. Bazen birisi bize büyük bir acı vermiş, büyük bir yalan söylemiş olabilir. Onları affetmek zorunda değiliz, ama belki de onları anlayabiliriz. Neden böyle davrandıklarını, neden bizi incittiklerini anlamaya çalışmak, duygusal yaralarımızın iyileşmesine yardımcı olabilir.
Duygularımızı bastırmak yerine onları yaşamak, onlara izin vermek, aslında onların gücünü azaltır. Duygular bastırıldığında, bir şekilde, beklenmedik şekillerde ortaya çıkarlar.
O yüzden, duygularımızı hissetmek, onları kabul etmek, onlarla yüzleşmek önemli. Çünkü biz insanız ve bu duyguları yaşamak da insan olmanın bir parçası.


